Ahmet Çığşar | Bir Yazılımcının Mesleğe Veda Yazısı
2059
post-template-default,single,single-post,postid-2059,single-format-standard,qode-quick-links-1.0,ajax_fade,page_not_loaded,,qode-theme-ver-11.0,qode-theme-bridge

Bir Yazılımcının Mesleğe Veda Yazısı

Bir Yazılımcının Mesleğe Veda Yazısı

Bir insan mesleğine aşık olur mu? Ben aşıktım yazılıma. Aramızda kalsın, zaten bu iş aşk olmadan çekilecek bir iş değil. Aşkınız sayesinde sürekli gelişmeleri takip ediyor, yeni şeyler görmek ve okumak istiyor, saatlerce kod yazıyor, debug yapıyor, gereksiz projeler üretiyor, boş zamanınızda yine onunla olmak istiyor ve gereksiz projelere gönüllü olarak katılıyorsunuz.

Şunu da unutmamak lazım; yazılımcılar ağaç gibidir. Hayır kızlar odun değil, ağaç gibi. Ağaç gibi zor yetişir, emek ister, zaman ister, ilgi ister, bilgi ister. Ancak bunların ardından meyve verebilir. Bazı meslek odalarının iddia ettiği gibi diploma almanız da yetmez, hayat tarzı olarak benimsemeniz lazım.

Şu an 28 yaşındayım (2014)  Türkiye şartlarında birçok erkeğin imrendiği bir hayat yaşadım şu ana kadar. İmrendiğinden kasıt hayatı maddesel anlamda her yönüyle yaşadım. 18 yaşında başladım bilişim sektöründe çalışmaya ve dört yıl freelance çalıştım. Ofis ortamında çalıştığım ilk işyerinde tek erkek çalışandım, Çırağan’da siyasilerle yemek de yedim, Suada’da açılış galası partileri de verdik, ünlü iş adamlarıylada tanıştım, tabi benim değildi ama Maserati Quattroporte GTS ile İstinye’de de göründük, kızlarla otel odasında yastık savaşı da yaptık, Barbaros Shell Petrol’ün marketindeyken Porsche’li bir hatunun arabayla markete dalmasını da yaşadım,  birine benzetilip silahlı saldırıya da uğradım, yaptığım espri yüzünden aynı gün soyulan PTT şubesi için ifadem de alındı, işim gereği Türkiye’nin farklı illerinde 4-5 hafta yaşama şansı da buldum, en nefis otellerde kaldım, sahil şehirlerinde kaldığım otellerde dalga sesiyle uyandım sabahları, yazdığım yazı yüzünden Amerikalı kahve markası tarafından dava edilmek istendim, fotoğraf stüdyosu olan işyerinde Slav modellerle çalıştım, yemeğe de gittik, eğlenmeye de neyse… Bunlar aklıma gelenler, genç bir erkek için fena sayılmaz hayatı elimden geldiğince sol şeritte hızlı yaşadım. Peki nasıl oldu bu meslekte? İşin püf noktası yazılım şirketinde değil başka sektörde (özellikle hizmet sektörü) faaliyet gösteren bir şirkette yazılımcı olarak çalışmak. Tavsiye edilir, hayata, ticari hayata, insanlara dair çok şey katacaktır size. Her şeyden önce kişisel ağınız büyüyecektir.

Neden yazılımı bırakma kararı aldım?

Uzun süredir hayatımda bir şeyler istediğim gibi değildi. Her sabah uyandığımda “bu mesleği ömür boyu yapmak istediğine emin misin?” diyordum kendime. Nefes alamıyordum artık. Sorunum maddi falan da değildi. İş değiştir dediler, değiştirdim ama değişen bir şey olmadı. Fırsat buldukça sektörün üstadlarıyla da bu konuyu konuşuyordum. İlginçtir 2014 yılına kadar aklıma hiç böyle bir şey gelmemişti. Hatta, kafe açma hayali kuran sektörün deneyimli kişilerini hayretle dinler “aşk işi hocam bu sevmeyen yapamaz” derdim. Öfkelenirdim de hafif, haddim olmayarak. “Yapamıyorum de anlayalım” derdim içimden.

Her yeni işte kendimi kanıtlamaktan yoruldum

Meslekte belli bir yılım geçti, enterprise ölçekli CRM-ERP ve e-Ticaret projelerinde proje yöneticiliği de yaptım. Gerek yer aldığınız projeler gerekse sektörün ileri gelenlerinden oluşan şahıs referanslarınız ne kadar dolgun olursa olsun her girdiğiniz işte kendinizi kanıtlamanız beklenir. Kendinizi kanıtlarsınız, hatta iyi kanıtlarsınız sizi proje yöneticisi yaparlar bu sefer daha fazla beklenti vardır üzerinizde, artık kendinizi daha çok kanıtlamanız gerekmektedir. Yetmez projede yer alan insanların nazını çekersiniz, onları motive etmek her daim göreviniz. Size bağlı kişileri dinleyip, anlayıp, sorunları varsa çözmek zorundasınız. Siz mi? Siz zaten güçlüsünüzdür ve yetkinsinizdir yoksa boşuna mı proje yöneticisi oldunuz?  İnanın o kadar yoruldum ki bu durumdan.

Meşgul bir yaşamın yavanlığına karşı dikkatli olun.
– Sokrates

Kafede devam eden mesailer

Mesai biter, çıgınızdır, sıradışıyızdır, yazılımcıyızdır, bize her yer ofistir. Çıkılır ofisten Starbucks değilse ikamesi bir yerde bilgisayarlar açılır, kahveler gelir, çalışmaya devam edilir, fotoğrafları çekilip yer bildirimi yapılır. Ay sonunda sus payı olarak neyse fiyatın, ne kadar ediyorsan maaşına ek mesai olarak eklenir. Bazı yerlerde mesaine de eklenmez, çünkü gittiğiniz mekanda yediğini içtiğini patron ödemiştir, daha ne istiyorsun?

Patronun telefonda favori listeme girmesi

Sanırım ağustos ayıydı. Eve giderken annemi aramak istedim. Bir şey dikkatimi çekti, patronla ve çözüm ortaklarıyla o kadar yoğun telefon trafiği yaşamışız ki patronu favori listeme almış telefon. Sık kullanılanlar olsun al oraya ama favori nedir yahu. Annem mi? Babamla ve kardeşlerimle birlikte patronun altındaki sırada yer alıyorlardı. Hergün ailemden çok bu insanları görmem yetmiyormuş gibi üstüne favori listemde ailemden üstte yer alıyorlardı. Telefon bana bir şeyler anlatmak istiyordu kısaca.

Ofis penceresinden dünyayı izlemenin TV izlemekten farkı ne?

Dışarı güneşli ofis penceresinden bakarsın, dışarı yağmurlu ofis penceresinden bakarsın, güzel bir rüzgar var hissedemezsin ama ofis penceresinden bakarsın. Güneş doğarken gider, güneş batarken çıkarsın. Hayatı ofis camından izledikten sonra TV izlemekten farkı ne bu olayın? Rüzgarı hissedemedikten sonra, güneş gözünü alamadıktan sonra dışarıdaki hayat sadece National Geographic belgeseli kadar keyif verebilir. Evimin yanındaki parkta kışın kestane, yazın mısır satan adama “Senin işin de zor. Kışın soğuk, yazın sıcak” demiştim “Ne zoru kışın yağmur, yazın güneş ikisi de güzel.” demişti. Yaşamak böyle bir şey sanırım.

Sadece istediğim kitapları okumak istiyorum

Kitap okumayı severim yatmadan önce en az 45 dakikam geçer kitapla. Ama artık APress, Wrox gibi yayınları takip etmekten yoruldum. Literatürü takip etmekten, onlarca yerli yabancı sektörel Twitter hesabını takip etmekten, binlerce sayfa makale okumaktan, yeni çıkan yazılımsal zımbırtıların örnek kodlarını incelemekten yoruldum. Artık sadece istediğim kitabı okumak ve hayata dair bir şeyler okumak istiyorum.

Maaşa inanmıyorum

Maaş yönünden sıkıntım yok ama artık maaşlı bir işin bana göre olduğuna inanmıyorum. Memur çocuğuydum, sonuçta maaş ne kadar iyi olursa olsun maaştır. Aylık ederindir. Her şeyden önce istediğim zamanı ve hayatı bana veremeyecek. En iyi ihtimalle sektör ortalamasından 500 – 700 TL fazla maaş alırsınız sus niyetine, ağrı kesici niyetine de şirket arabası verirler.

Her şeyden anlaman istenmesi

Bu kriterler pek karşıma çıkmadı işin aslı. Çıksa da tasarımdan gelen biri olarak pek zorlanmadım bu kriterlerle ama bugün para sıkıntısı olmayan holdinglerin bile iş ilanında saçma sapan kriterler var. Sorun bu kadar kritere sahip olmak değil. Sorun sizi iki kişinin görevinde, iki kişi gibi çalıştırıp tek kişi olarak fiyat/performans değerlendirmeleri yapmaları. Şu anki işimde böyle bir sıkıntım yok ama yaşadığımız ekosistemde böyle bir sorun var. Bugün ona, yarın bana, başka birgün sana.

Türkiye’de işgücü hiçbir zaman sermaye olarak görülmedi. Nakit sermayeyi kemiren bir unsur olarak görüldü. İK departmanları verimlilikten çok, personeli nasıl yasal yollardan en ucuza en fazla işi yaptırabiliriz ve nasıl masrafsız ve yasal işten personeli çıkartırız etrafında kurgulandı. İK uzmanlarının verimlilik ve motivasyon sohbetleri sadece konuşmacı olarak gittikleri etkinliklerde ve yazdıkları yazılarda var.

Potansiyel eşek olarak görülmek

Öyle bir meslek icra ediyorsunuz ki iş hayatı dışında da herkesin bir şekilde işine yarıyorsunuz. “Ya sadece şuradan veriyi çekecek, şunlar olacak bu kadar” yani “para isteme” demeye getirilen tuhaf yaklaşımlar. İlginçtir bu kişilere ücret tarifesi sunduğunda anormal tepkiler veriyorlar, küfür etsen daha iyi yeterki ücret isteme. İyide ömrümüzden bir parçayı, zamanımızı ayırıyoruz. Merak ediyorum acaba bu tipler benim için veya başka bir yazılımcı için bir saatini dahi harcar mıydı? Cevap, hayır.

İnsanların çoğu hayatlarının sonunda geriye dönüp baktıklarında molalarda yaşadıklarını görürler. Takdir etmeden ve zevk almadan geçip giden şeyin aslında hayatları olduğunu gördüklerinde şaşırırlar. Ve böylece umutlarla kandırılan insan ölümün kollarına koşar.
– Arthur Schopenhauer

Değişen tek şeyin aynadaki görüntüm olması

Saçlarım hafif döküldü, sakallarda bile beyaz var artık. Peki bu kadar yıl ne değişti? Mesleki olarak, kişisel gelişim olarak gelişmek haricinde hayata dair nelerim değişti? Yaşadığım şehir aksiyonları, modern hayatın bugları, akşam partileri, haftasonu etkinlikleri haricinde hayatımda neler oldu? Hayat bu kadar sığ mı? Her yıllık izinde üç beş günlüğüne gezip gördüğüm yerler dışında nerelerde nefes alabildim?

Artık sadece kendi stresimi çekmek istiyorum

Her ne kadar işinizi iş yerinde bıraksanız da eve gittiğinizde işle ilgili bazı şeyler kafanızdadır. Yatağa girersiniz kafanızı meşgul edecek bir şeyler vardır. Çalıştığınız şirketin ekonomik iniş çıkışları dahi sizi rahatsız ediyor ister istemez. Yeri geliyor berbat bir ciroyla iki ayı geride bırakıyorsunuz. Biliyorsunuz ki gemi su alıyor al sana stres ve uykusuzluk. Sonra şirket toparlıyor oh be diyorsunuz vs. Acaba bu yıl zam yaparlar mı diye düşünüyorsunuz arada bu da ayrı bir stres. Büyük ve iyi bütçeli şirketlerde çalıştım ama artık çalıştığım şirketlerin bu sıkıntısına ortak olmak istemiyorum. Üstelik Türkiye’de özel sektör bu kadar vefasız ve duygusuzken. Madem bu kadar stres yaşıyorum en azından kendi işimin stresimi çekerim, cirom düşüyorsa da benimdir yükseliyorsa da benimdir. Kendi iniş çıkışlarım beni uykusuz bırakır, kendim için uykusuz kalırım en fazla.

Kimileri bu kararım için tükenmişlik sendromu dedi, kimileri girişimci yapın var kendi işini kurmadığın için bütün bunlar dedi, kimileri son yıllarda aktif olduğum e-ticaret ve dijital marketing alanını daha çok sevdiğimi söyledi, kimileri zaten özgürlükçü bir tarafın vardı belliydi böyle olacağın dedi, kimileri kafayı kırmışsın dedi, kimileri zaten beşeri yönün güçlüydü, hareketi seven birisin yapına uygun değildi dedi, herkes bir şeyler söyledi. Bilirsiniz herkes sadece bir şeyler söyler.

Gençliğin bakış açısından bakıldığında hayat sonsuz derecede uzun bir yolculuktur: yaşlılıktan bakınca çok kısa bir geçmişe benzer. Gemiyle uzaklaştığınızda kıyıdaki nesneler daha küçük, tanınması ve ayırt edilmesi daha zor hale gelirler, aynı şekilde olaylar ve etkinliklerle dolu geçmiş yıllarınızı da tanıyamazsınız.

– Arthur Schopenhauer

Sorun neydi?

Sorun meslekte değil, sorun yazılımın doğasında değil, sorun bu güzel mesleğin üçüncü dünya ülkesi olan ülkemizde yapılmaya çalışılması. Amerika, Malezya, İngiltere gibi ülkeler outsource işler yaptım. Birgün paramı alamadığım olmadı, sürekli aramadılar, uygulamada telefon numarası girilecek alana “harflerle yazmaya çalışıyorum ama kabul etmiyor bozuk sanırım bu program” gibi geridönüşler yapmadılar veya “altı üstü iki kod yazacaksın yav” diyen olmadı. Saygı da gördüm para da kazandım yurtdışı işlerimde. Şirket bünyesinde çalıştığınızda bu sorunu yaşamıyorsunuz, maaşınızı alıyorsunuz ama dedim ya ben maaşa olan inancımı da kaybettim. Bütün bunları düşününce sonsuz döngüye giriyorsunuz. Bu çıkmaz aylarca o kadar fazla kafanızı kurcalıyor ki bir yerde devreleri yakıyorsunuz.

İşverenlere tavsiye

Yazılımcı özgür olmalı, özgür olmalı ki üretebilsin, verimli olabilsin. İşe giriş çıkış saatleri olmamalı. Haftada belirli bir çalışma saati uygulamanız yeterli (35-45 saat arası) belki bir kısım yazılımcılar gece çok iyi kod yazıyordur veya gündüz biraz yaşayıp nefes alıp gecelemek istiyordur işinde. Bu yöntemi uygulayan global yazılım ve teknoloji firmaları enayi ya da işi bilmediklerinden değil herhalde? Verimliliği, motivasyonu ve personel sadakatini artırdığı için.

İşgücünü lütfen bir sermaye olarak görün artık. Ofisinize nasıl bakım onarım yapıyorsanız, ofisiniz nasıl taşınmaz sermaye ise, lütfen personelleri de sermaye olarak görün, bakımını, onarımını yapın, ilgilenin.

Genç yazılımcılara tavsiye

İmkanınız varsa belli bir tecrübeden sonra yurtdışına çıkma yollarını arayın. Bu nezih mesleği değeri ve değeriniz bilinen bir yerde yapın. Yurtdışına çıkamıyorsanız veya öyle bir fikriniz yoksa kendi ağınızı güçlendirin unutmayın ağınız kadar değerlisiniz iş hayatında. Freelance kültürüne sahip çıkın. Yurtdışından çok rahat freelance işler alabilirsiniz outsource projelere dahil olabilirsiniz. Yurtiçinde freelance tarafınızı da güçlü tutmanız gerekiyor bu size yeni imkanlar çıkaracaktır. Eğer ileride yazılımla ilgili bir alanda kendi işinizi yapmak isterseniz yeterli portföye ve bağlantıya zaten sahip olmuş olacaksınız.

Dil milliyetçisi olmayın. Java, C#, Python, PHP, ASP.NET vs… Her dilin güçlü ve zayıf olduğu yönler var. Ayrıca her dilin güçlü ve zayıf olduğu platformlar var. Takım tutar gibi dil taraftarlığı yapmayın bu sizin mesleki gelişiminizide sekteye uğratır. Bir dilde uzmanlaşmak gerekir, bir dilde kendinizi bulursunuz ama onun fanatikliğini yapmak pek akıl karı değil.

Kendinizi fazla yıpratmayın ve yazılım dünyasında her yeni çıkan şeyi takip edin inceleyin ama hemen öğrenmek ve projelerde kullanmak zorunda hissetmeyin, yoksa benim gibi devreleriniz yanar. Türkiye’de önemli olan maalesef bir işin çok iyi olması değil bir şekilde hızlı ve ucuz olması. “Ayağımı yerden kessin yeter” diyenler bu sektörde de var. Müşterilerde, işverenlerde bu kafada. Siz kendinizi tüketmekle kalırsınız, sonrası burnout.

Bundan sonrası…

Bir süre ekran görmek istemiyorum. Kod görmek istemiyorum. Hobim olan dijital medya, ve son iki yıldır işim gereği mutfağında olduğum e-ticaret ile ilgim devam edecek. Sonrasında hobi amaçlı yeni yetmeler için sıfırdan makale serisi yazmayı planlıyorum. Uygulama pratikleri olan makale serileri olabilir, belki hiç yazmayabilirim bilemiyorum, kafam karışık. Tek bildiğim, artık dijitalin mutfağından kod yazarak para kazanmak istemediğim. Belki sonra hobi olarak gönüllü projelerde devam edebilirim. (kesin değil)

Son olarak

Yazılım bana çok şey kattı. Hayata ve olaylara bakışımı değiştirdi, güzel insanlarla tanıştım, güzel insanlarla çalıştım, sağlam dostluklar kazandım, egom ve cebim tatmin oldu, düşünce yapım değişti, Türkiye şartlarında bir çok genç için güzel denilebilecek bir hayatı sundu bana bu meslek. Belki yine yazılımın verdiği düşünsel birikimlerle bırakma kararını aldım, bilemiyorum.

Eğer yazılımla ilgilenecekseniz, size çok şey katacaktır. Çocuklarınız varsa çocuklarınıza kod yazmayı ve uygulama geliştirme mantığını öğrenmesi için eğitimler aldırın. Bugün bir çok oyunla yazılım öğreten internet sitesi var bunları kullanın. Çocuğunuza belkide zihinsel ve düşünsel gelişimi için hayatının iyiliğini yapmış olacaksınız.

Yazdıklarım, düşündüklerim ve kararım doğal olarak tamamen özneldir. Genel geçerliliği yoktur. Sonuçta insanoğlu fiziksel olduğu kadar zihinsel olarak da GUID bir yapıya sahip. Benden buraya kadar, bu işi ömür boyu yapabilecek sabırda ve heyecanda insanlar da var. Ben heyecanımı kaybettim.

Daha fazla nefes alabilmek umuduyla.

 

 

217 Yorum Var
  • Hasan Gürsoy
    02:01h, 30 Kasım Cevapla

    Merhabalar,

    Tesadüfen önerilerde çıkan, facebook.com/freelancemagdurlar sayfasındaki bannerları okurken isminiz dikkatimi çekti. Sitenize girdim ve sizi bu makaleyle tanımış oldum. Her ne kadar hayatımdaki aksiyonlar farklı olsa da iş hayatı tecrübelerim sizinkilere yakın. Ben halen freelance takılıyorum, kurumsal bir firmada deneyimim sadece bir yıl. Ki orada da bir ekip içinde değildim.

    Türkiye’de insana verilen değerden, (özellikle trafikteki) kuralsızlıklardan, saygısızlıklardan, insan kalabalığından sıkılıp, yurt dışına kaçtım iki aylığına. Birkaç iş görüşmesine katıldım fakat İngilizce’ye pek alışık olmadığımdan basit hatalar yaptım, elendim. Lise, yüksekokul, üniversitede hep yazılımla iç içe olmama rağmen genelde basit kurumsal siteler yaptığımdan olsa gerek, yazılım alanında uzmanlaşamadım. Yurt dışında gerçekten alanında uzman aranıyor. Türkiye’deki gibi 3-5 kişilik görevler için tek kişi aranmıyor.

    Şu anda online eğitimlerle kendimi geliştirsem de bu meslekte uzun süre kalamayacağımı, kalmak istemeyeceğimi ben de yavaş yavaş farkına varıyorum. Makaleniz ve gelen yorumlar da bunu destekliyor.

    Yeni maceralarınızı yayınlamayı ihmal etmeyin, eski yayınları da en kısa sürede okuyacağım 😉

  • Cem
    15:28h, 30 Kasım Cevapla

    Yazılımcılardaki bu egoyu ve sızlanmayı anlayamıyorum (ben de yazılımcıyım.) Türkiye standartlarında bence yapılabilecek en rahat işlerden birini yapıyoruz. Maaş olarak da türkiye standartlarına göre en top mesleklerden biri. Topçu, popçu yada sanatçı değilsen rahat bi iş yok. 4 farklı şirkette çalıştım. Hiç birinde anlatılan ortamı göremedim; Sabahlara kadar mesai, uykusuz geceler, kahveden sararan dişler, hayattan soğumalar vs… Hiç mi olmadı? Oldu tabi ki. Yeri geldi mesaiye de kaldık, ofiste de sabahladık. Ama diğer meslek gruplarına bakınca kendimi çok şanslı hissediyorum. Daha mesleğinin ilk 5. yılında hayattan soğumuş, insanlarla uğraşmaktan bıkmış doktor arkadaşlarım var. Onları dinledikçe kendimi şanslı hissediyorum. Ülkenin %50’si asgari ücretle çalışıyor onlardan biri de olabilirdim. Maaşını alamayanlar işletmeci arkadaşlarım, 3 aydır parası yatmayan univ mezunu arkadaşlarım (mezun oldukları bölümden iş yok diye boş beleş işlerde mecbur parasızlıktan çalışıyorlar )… İlk çalıştığım 2 şirketde hiç bir şey bilmiyordum, jr falandım öyle bulduğuma girmiştim şartlar ne olursa mecbur çalışacaktım çünkü işe alan yoktu. Ama kendimi 5 yılda geliştirdim. Son çıkan teknolojilerden geri kalmadım (mvc, angular, ef, knockout, unit test vs.vs. ). Artık hergün teklifler geliyordu cv’yi gören almak istiyordu. Bende maaş, şartlar en uygun olanı seçtim. Scrum uyguluyoruz. Günde yaklaşık 5-6 saat çalışacak şekilde iş alıyoruz. Hedefi tutturamazsak mesaiye kalıyoruz ama zaten 5-6 saat olarak hedef koyduğumuzdan öyle bi durum olmuyor. Maaşım türkiye standartlarına göre çok çok yüksek.(diğer yazılımcılara göre yüksek demiyorum, hemen hemen diğer yazılımcılarla aynı alıyorum, diğer mesleklere göre yüksek.). Masa başındayım. Arkadaşlık ortamımız iyi. Eğlenceli ofis ortamımız var. Hedefleri tutturursak ödüller var (kutlama, içki,prim vs.). Performansa göre sene sonu prim alıyoruz. Maaşımın 1 hafta geç yattığı günü görmedim. Ayrıca kod yazmayı seviyorum. Devlette çalışan arkadaşlarım da var sabah akşam boş bekliyorlar. Bilg. müh ama klavye değişiyorlar falan. Maaşları da iyi. Mesai falan istemeseydim devlete kapak atmaya çalışırdım kpss falan kasardım.

    Tabi bahsedilen şekilde şirketler yok mu? Var. Hatta bi dünya var. Ama siz işinizde iyi olduğunuz sürece sizi o şirketler bağlamaz. Her gün 22.00 ye kadar mesai mi yapıyorsunuz çıkarsınız başka işe girersiniz. 1 haftada iş bulurum rahatlığı olur. Çünkü işinizde iyiyseniz, +4-5 yıllık tecrube varsa zaten her ay 1-2 iş teklifi çok rahat alırsınız.

    Freelance olarak zor bi durum var. Hayat garantileri yok. Ne zaman iş gelecek belirsiz vs. vs.

    Son olarak söylemek istediğim; rahat bi meslek mi hayır ama hangi meslek rahat ki? Dİğer mesleklerle kıyaslayınca en yapılabilir duranlardan birisi.

    • Ahmet Çığşar
      23:39h, 30 Kasım Cevapla

      Cem merhaba,

      İnan egom olsaydı statü uğruna devam ederdim. İlk ve en uzun paragrafını ele alalım. Sadece maaşın güzelliğinden, zamanında aldığından, masabaşı iş olduğundan ve arasıra gelen ekstra ödeneklerden bahsetmişsin. Ben zaten bunlara değindim bu şeyler beni çeken şeyler değil. İnan maaş olayını umursamıyorum. Şimdiye kadar çalıştığım iş yerlerinde zamanında ve eksiksiz aldım maaşımı ama maaş olayı gençlikte güzel ilerisi için sıkıntı. Tatminsizlik falan değil. Zaten hayat bu da değil.
      Freelance olayı sağlam bağlantılar kurarsan iş sıkıntısı asla çekmezsin. Ben freelance da çalışmayacağım o nedenle içim rahat.
      Son cümlene gelince bu mesleğin rahat olması önemli değil, ayrıca yazılımcılığında son derece rahat olduğunu düşünüyorum ama bu fikir uzun vadede yaşama dair şeylerde tuzağa düşmeye sebep olabilir. Hayat masabaşında ekrana bakarken dışarıda olup bitenler. Ömür böyle geçmez. Yaşanmışlık nerede? Tabi bu benim düşüncem, benim tercihim ve benim kararım. Herkes böyle düşünmüyor olabilir. Fikirlerin için teşekkürler.

      • Cem
        02:31h, 01 Aralık

        Söylediklerinden yola çıkarsak o zaman senin yazının başlığı çalışan bi insanın iş yapmama ve ya işi bırakma yazısı olmalı. Konu yazılım değil. Sen hangi işi yaparsan yap yine aynı sonuca ulaşacaktın 3-5 yıl sonra. Hayalindeki şeyi gerçekleştirecektin. Mesela; Arda türkmen. Restorant’ı falan olan işletmeci aynı zamanda zengin bi iş adamı. Kendi şirketini yönetmek yerine cnn de programda aşçılık yapıyor, yemek programı var. Adamın hobisi veya hayali… Bu onu mutlu ediyor. Sizin durumunuzda bundan ibaret. İnsanlar sevdikleri yapmak uğruna paradan, statüden, rahatlıktan vs. vazgeçebilir. Ki vazgeçenleri takdir ederim çoğumuzda o cesaret yok bundan dolayı saygım var size. Ama yazınızı bu mesleğe yeni başlayan, bu mesleği yapmak isteyen, universitelerde liselerde okuyan kişiler okuyunca aşırı olumsuz etkilenecek. Dışardan bakınca sanki meslek çok kötü diye bıraktığınız anlaşılıyor. “Para için bu iş yapılır mı lanet olsun git sokakta simit sat daha iyi” vs bi algısı oluşuyor. Bence yeni başlayacak bi çok kişinin gözü korkacak. Ki yazınızı çeşitli platformlarda paylaşan kişiler direk “bu iş yapılmaz, görün yazılımcılar ne çekiyor, ne kadar zor çalışıyoruz” vs gibi başlıklarla paylaşıyor (diğer kişilerde aynı izlenime kapılmış bence ).

        Dediğin gibi dışarda bi hayat var. Ama doktor, işletmeci, mimar, mühendis, muhasebeci vs. vs. hangi meslekte çalışırsan çalış bu hayattan aynı oranda uzak kalacaksın. Mutluluk parayla alakalı değil ama maddi olarak ne kadar rahat olursan dışarıda ki hayatı o kadar yakalarsın; faturayı nasıl öderim, çocuğun okul parasını nasıl karşılarım, eve ekmek nasıl götürürüm vs. düşünüp sosyal hayatı yok sayan, ayda bi sinemaya gidemeyen insanlar var.(Hak veriyorum ülkede ekonomi çok kötü, asgari ücretle imkan yok o maaşla birşeyler yapmaya. ).

        Ben bir çalışan olarak pek pencerenin dışında kaldığımı düşünmüyorum. Her hafta sinema, tiyatro, konser, etkinlik, dışarda yemek, arkadaşlarla buluşma, alkol alma, yurt içi/dışı tatiller vs. vs. sık sık dışarda ki hayatın içindeyiz. 9-6 bi sistemin kölesi olmayan bi insan tabi ki bize göre 1000 kat daha özgür olacak ama herkesi çalışmaya iten zaten maddi durum.

        Cesur kararınızı takdir ettiğimi de son olarak belirtmek isterim. Umarım aradığınız mutluluğu bulursunuz

    • Yunus
      06:10h, 30 Ocak Cevapla

      Selamlar Cem beyefendi. Ben de istanbulda yazılım dünyasının içindeyim. Maaşınızı beyan etmeyerek mütevazi bir tutum sergilemişsiniz ve sizi bu nedenle tebrik ederim. Lakin merakımı mazur görün ama bu “çok çok yüksek” dediğiniz maaşın miktarını beyan ederseniz bu meslektaşınızı da kafasındaki çok önemli soru karşısında yalnız bırakmamış olursunuz. Saygılar

  • cemal
    11:36h, 02 Aralık Cevapla

    Herkese merhaba
    ben öncelikle her mesleğe bir yere kadar çalışılması gerektiğini düşünenlerdenim.mesela yazılımcı deneyimli olduktan sonra sistem tarafından devam etmeli ondan sonra diğer bölüm veya alanlara sıçramalı…Çalışma konusuna gelince ;çok örnek gördüm uzun süre çalışıp hiç bişey yapmayanları(üstelik onca yılı verdiklerine o kadar pişmanlar ki inanılmaz derecede bide) bence abartmamak lazım belli bir süre çalıştıktan sonra zevkle yapabileceğin işi yapabilmelisin 🙂 herkese başarılar dilerim

  • Gursel DURMAZ
    22:41h, 02 Aralık Cevapla

    Ahmet Bey,
    Oncelikle yaziniz icin tesekkurler, umarim bundan sonra hayattan daha fazla zevk alir ve mutlu olursunuz. Musadenizle mevcut durumla ilgili bir iki yorumda ben yapayim. Genc nesillere uyari olsun…
    15 yillik diplomali bilgisayar muhendisim. Universite 3. ve 4. sinifta part-time calismaya basladim. O zamanlar oyle tatli paralar kazaniyor, oyle zevkli isler yapiyorduk ki “ulan iyikide tibbiyeyi yazmamisiz” diye kendimizi alkisliyorduk. Aradan gecen 3-5 yil icinde sektorel degisiklikleri gozlemlemeye basladim. Elektronikciler, endustriciler, iktisatcilar derken isletmeciler derken sertifikali liseli yazilim muhendisleri (!) ile tanismaya basladim. Isi basitlestiren, kopyala yapistiri en guzel yapabilen, teknik sohbetlerde kendilerini kamufle eden arkadaslarla hayatimiz renklenmeye basladi. Kimi zaman tasarim kararlarini en geyik sohbetlere konu ettik, kimi zaman yazdiklari koda gulduk… Sonra ne mi oldu? Sizdeki, bizdeki bu yorgunluk bas gosterdi… Adamlari hayatta kalma adina yaptiklari kalitesiz ama bir sekilde calisir isler patronlar, ucuzcu musteriler, is bilmeyen son karar vericiler tarafindan tercih edilir oldu… Bizi yoran da bu oldu…

    Yillarca elektrik-elektroniik muhendisleri odasina aidat odedim, hic bir hakkimizi da savunmadilar. Cok sukur bilgisayar muhendisleri odasi kuruldu dedik oda ses getirmedi… Neyse cok fazla icimi dokup okuyuculari da yormadan, insanlarin para kazanma hirslarini zorunluluklarini anlayarak diyorum ki;
    Ey cakma bilgisayar muhendisleri; Yaptiklarinizin farkindayiz, sizde ne oldugunuzu coook iyi biliyorsunuz…
    Ey canlar; Bu tip adamlari cevrenizde barindirmayin, mesleginizin onuru, geleceginiz ve cocugunuzun rizki icin onlarla mucadele edin…

    Saygilar.

  • SEMİH AKIN
    21:58h, 06 Aralık Cevapla

    16 yaşındayım ve hocalarımın bana söylediği ama hayal edemediğim şeyleri hayal etme şansı buldum. Yazınızı çok beğendim genç bir yazılımcı adayı olarak önüme çıkabilecek olan olayları kısaca anlatmışsın Abi. Teşekkürler…

  • ibrahim kaya
    01:03h, 07 Aralık Cevapla

    Teknoloji iyi bir şey değildir, insan sonu neye gideceğini bilmeden bilimi, teknolojiyi yani gereğinden fazla aklını kullandıkça aslında bildiğimiz biyolojik insanın kendinin soyunu tüketmektedir. Daha fazla refaha ulaşmak için yarattığımız teknolojiyle aslında ortak aklın daha da kölesi olmaktayız. Uyanışınızı kutluyorum ve çevrenizde farkındalık yaratmanızın faydalı olacağını düşünüyorum. Umarım geç olmadan kırmızı hapı alanların sayısı artar. Saygılarımla

    • hakan
      11:35h, 10 Aralık Cevapla

      Teknoloji kötü birşey değildir. Teknolojiyi yaratanın maksadının ne olduğu önemlidir. Teknoloji sadece insanların içindeki kötülüğü daha etkili bir şekilde dışa vurumlarına yardım eder. Teknolojiyi engelleyerek insanların kötülüğünü engelleyemezsiniz. Sadece ve sadece doğru ve etkili eğitim ile insan kötülüğünü kontrol altına alabilirsiniz.. Yoksa teknoloji insan var olduğundan beri vardır. Basit taş aletler de o günün insanının teknolojisidir…

  • Bertan
    03:04h, 09 Aralık Cevapla

    Avustralya da yazilimci olarak calisiyorum. Burada career break dedikleri bir sey var. 1 sene kadar maassiz olarak isten ayriliyorsunuz ve pozisyonunuza geri donme garantiniz var. Tabi donmek isterseniz. Cunku bu surede nerden geldim suan ne noktadayim dogru bir yere mi gidiyorum gibi sorulari sakin kafayla kendinize sorabiliyorsunuz ve sirketiniz tabiki donusunuzde size pozisyon varsa baska yerlere de yerlestirebiliyor. Yeni mezunlar birkac sene calistiktan sonra bunu deniyorlar oldukca populer. Senin durumunda aslinda boyle bir sey heralde ama bunu calisiyorken dusunmek verimsiz olacak ki career break diye birsey var. Hele ki Turkiye de calisirken pek dusunmeye vakit bile bulunamiyorken insallah boyle bir hata yapmamissinizdir.

    • hakan
      11:30h, 10 Aralık Cevapla

      1 sene boyunca neyle geçiniyor bu yolu deneyen vatandaş?

  • hakan
    14:14h, 09 Aralık Cevapla

    Bence yaşadığınız problemlerin ana kaynağı kapitalist (daha çok Amerika’nın çok kötü bir örneği tarzı) çalışma koşullarından kaynaklanıyor ki kısaca buna “sistem” sorunu da diyebiliriz. Ki bu sorunları benzer şekillerde, günümüz koşullarında yaşayanlar sadece yazılımcılar değiller. Ancak yazılımcıların yaptıkları işin (özellikle de ülkemizde) anlaşılamamasından kaynaklı olduğunu düşündüğüm ekstra problemleri de olabiliyor… Sonuçta plazalarda farklı alanlarda çalışsalar da yaptıkları işleri sevmeyen, bıkkınlık yaşayan ve bence bolca sömürülen bir nesil oluştu günümüzde.. Yapılan işte nihai ve biricik amaç, para ve hatta sadece birkaç kişiye bir küçük gruba her gün daha fazla para kazandırmak olunca oluşan sonuçlar çalışan açısından bu şekilde olur. Hele hele bizim ülkemiz gibi giderek özgün ürün ve hizmet üretmekten çok uluslu firmaların pazarına(ürünün son kullanıcısı açısından) ve ucuz iş gücüne(ürün veya hizmetin montajlayıcısı açısından) dönüşen ülkelerde…

  • Gürkan Tuna
    00:04h, 12 Aralık Cevapla

    1.Şu anda “çökmüş” durumdayım.
    a.Yaşım 34
    b.Son 6-7 aydır sırf yazılım öğrenme sevdam yüzünden yıllarımı geçirip nefret ettiğim elektronik mesleğimi, kısacası tüm işi gücü bıraktım.
    c.Bunu okuyacak bilumum genç&ergen vb. arkadaşların “Oha abi sen ne yaptın bu yaştan sonra!” dediklerini duyar gibiyim.
    d.Benim de ‘ne yapıyorum’ ben sorularını kendime sorduğum anlardan birinde bu yazına rastladım ve nasıl bir çıkmaza saplandığımı bir kez daha görmek resmen beynimi uyuşturdu.

    2.Aslında başka şeyler de yazmıştım ama durumu drametikleştiriyormuşum gibi geldiği için diğerlerini sildim. Genç arkadaşlara ders olması için bunları bırakıyorum.

    3.Yazının sonunu “şu an kalan ömrümü geçireceğim maldivlerdeyim” diye bitireceğini sanmıştım 🙂
    a.National Geographic People kanalında Yeni Bir Hayat diye bir belgesel var. Önceki mesleklerini bırakıp kalan yaşamını istediği gibi geçiren insanları anlatıyor. Her izlediğimde ağzı açık ayran budalası modunda ekrana yapışmama vesile olan bu lanet 🙂 programı şiddetle tavsiye ederim.

    4.En acısı da bunları yazdıktan sonra, daha nesneye tam olarak yönelemezken bile entiti freymvörk öğrenme çabalarıma geri dönmek zorunda olmam.

    5.”İyi olan daima kazanır” falan gibi bir nağme yapmayacağım ama yazında kendini çok içten dile getirmişsin. Bu yüzden umarım verdiğin kararla stresten uzak, renkli bir hayatın olur. Herşey gönlünce olsun

  • Yunus
    06:12h, 16 Aralık Cevapla

    Koy götüne gitsin Üstad ..Bloğunu Yerimlerine ekledim arasıra okurum yazılarını.Hadi eyvallah

  • Archidecors
    13:14h, 03 Ocak Cevapla

    Web de uzun makale okumayı sevmem ama bunu sonuna kadar okudum yazılımın geleceğine çok inanıyorum çünkü, dikkatimi çekti. Seçtiğin yolda başarılar diliyorum.

    “Hayat dediğin, mutlu anları beklerken arada geçen zamandır”

    Özet video burada. Sonuna kadar izleyin 🙂

  • Turgay Coşkun
    15:01h, 05 Ocak Cevapla

    Ekonomik olarak tatmin olduğunuz, bakmak zorunda olduğunuz kimsenin olmaması, ailenizin maddi imkanları sağlam olması vb durumlar sizi böyle saçma sapan konuşmaya itmiş. Saygıyı milletten bekliyorsun. Aldığın maaşa, paraya, imkana saygın olsun önce.

    Bu yazıda tek doğru kısmın devrelerinin yandığı dır.

    • Ahmet Çığşar
      20:10h, 05 Ocak Cevapla

      Merhaba Turgay, üzgünüm ama yazıyı ilk yazdığım dönemdeki gibi mütevazi ve kibar olamayacağım istersen kusura bakabilirsin. Bin defa dedim, yorumlarda da bahsettim, ailemin durumunun iyi olduğunu nerden çıkardın? Memur çocuğuyum ve annem de ev hanımı. 19-20 yaşında girdim iş hayatına. Beni tanıyor gibi yazmışsın da o nedenle yani. Aslında seni bu anlamsız öfkeye iten büyük ihtimalle başka şeyler var, bence sen kendinle bir barış, sonra seni bu öfkeye iten şeyleri bul ve çıkar hayatından. Kişisel sayfamda kendi hayatımla ilgili bir konuyu ele aldım sana mı danışacaktım? Milletten saygı beklediğimi nerden çıkardın sevgili obsesif? Bu kanıya nasıl vardın? Zaten çevresinde kendince sevilen biriyim aklıma hiç gelmedi böyle bir şey. Hem yalnızlığı severim ilgi görmekten pek hoşlanmam. Kendin bir teşhis koyup sonra buna inanmışsın, sonra değerlendirmişsin. Beni tanımıyorsun. Maaşa saygı duymayı da senden duydum, paraya saygı duymam bence sen de duyma ve Turgaycığım seni rahatsız eden konu neyse hayatındaki o sorunu çöz. Yani benim bu yazım senin içindeki bir duyguya veya bir sıkıntıya fena basmış bul onu ve çöz evlat.

  • Cemal BAYRI
    21:22h, 05 Ocak Cevapla

    Tam sağlam blog buldum diyodum o da işi bıraktı 🙁 sizi severek takip etmeye devam edeceğim. Yazınızdan çok şey öğrendim. Lütfen tecrübelerinizi paylaşmaya devam edin.

  • Yusuf Tahiroğlu
    16:42h, 09 Ocak Cevapla

    Evet sıkılmadan okuduğum bir yazı ve dostlarımında bu güzel yazıyı okumasını için paylaştığım bir yazıdır.Okurken biraz eski günlerim canlandı aklımda.Lise yılları olsa gerek.Yurtdışında yaşadığımdan pek sosyal birisi değildim o zaman.15-16 yaşlarındaydım.Kasanın fare girişini bozmuştum ve aileme ne hesap vereceğim diye kara kara düşünürken dışarıda gezmediğim bir yer kalmadı.Oysaki yeni bir fare alsam olay çözülecekti.Babamdan yemediğim azar kalmamıştı ve yasaklamıştı bilgisayarı.O günden sonra hayatımı bilgisayara adadım.Bozdum, kurcaladım, parçaladım, patlattım ve bu şekilde yapa yapa öğrenmeye başlamıştım sanırsam.Odamda Bilgisayarlar dolardı her gün annem derdi bana oğlum bu bilgisayarlar kimin diye git sahibine ver derdi.Oysaki babam yıllar sonra anladı ne olduğunu.Şehrin Türk vatandaşları artık bilgisayarlarını evime getirirlerdi ünlendim.Programlamaya merak sarmıştım.Geceleri kendi çapımda v.b php html css öğrenmeye çalışıyordum.Kaynak yoktu.Nedense geceleri sakin olduğundan sürekli geceleri çalışmayı severdim.Sabah olurdu okulun yolunu tutardım.Ama geceleri yazılımdan asla vazgeçmedim.İnternet programcılığı biraz daha ilgimi çekti o alanda kendimi geliştirmeye karar verdim.Üniversite zamanı geldi ve seçim yapmam gerekti, ben öğretmenliği seçtim ve 1 yıl bilişimden uzak kaldım.Türkiyeye gelmiştim, ever artık bilişim dünyasına veda etme kararı aldım ama en fazla 7 ay dayanabildim ve depresif travma geçirdim.Nedeni ise birden bırakılan yazılımın içe biriken sıkıntısıydı.Zorlu aylar yaşadım ve çok şükür depresyonu atlattım.2. yılda tekrar bilişim dünyasında dönme kararı aldım ve tandan bilgisayar programcılığı okuma kararı aldım biraz beni mutlu etti.En azından bir bahanem vardı.Nesne tabanlı, görsel programlama derken akademik olarakta bir şeyler öğrendim.Şu an üniversite son sınıftayım yaş oldu 22 artık bundan sonra ne yapmalıyım bilmiyorum.Webmaster alanında kendimi geliştirdim ama gel gelelim iş yaparken eş dost diye diye bir ücrette almıyoruz 🙂 Bilmiyorum diploma bir işe yarar mı yaramaz mı diye ? Bu makale benim hayatıma yön vermeme yarayacak gibi.Ellerinize sağlık.

  • idris davarcı
    12:08h, 11 Ocak Cevapla

    Gerçekten noktasından virgülüne kadar katılıyorum.
    Bu mesleği olumlu ve olumsuz yönlerini eksiksiz anlatan mükemmel bir yazı olmuş.
    Resmen kendimi okudum. Bu yazıyı ben yazmış olsam kendimi bu kadar bulamazdım.
    ellerine sağlık.

  • ozlem dogan
    23:39h, 14 Ocak Cevapla

    Kendi hayatımdaki soruların cevabını , hiç tanımadığım tesadüf eseri rastladığım bir yazının içinde bulmak beni çok etkiledi . Tabi sizin kadar bir deneyimim olmadı benim. 2 yıl içinde öğrendim , geliştirdim bıraktım. Bu yazıyı okuduktan sonra da şu anki işimi sevdiğimi ve yazılım geliştirmenin bana göre olmadığını (daha doğrusu bayanlara göre olmadığını düşünüyorum) daha iyi anladım.
    Teşekkürler Ahmet Bey.

  • Halil
    17:09h, 20 Ocak Cevapla

    Selam
    Herkesin kendince hep büyüyen ve belli bir süre sonra sınırlarına geldiğini düşündüğü bir dünya var. seninkide bambaşka ve büyük bir hayat detaylı dinlemek güzel olabilirdi. Ancak dinleyenlerinde başka dünyaları ve yaşadıkları var. kendilerince çok farklı ve büyük. böyle farklı yorumlar bu farklı hayatlardan dolayı oluyor. anlayabildiklerim, yaşadıklarımla ilgili, belkide anlatınların çoğunu anlayamamış olabilirim.

    Görüşüme göre iyi bir yazılımcının en az 130 IQ “veya” çok düzenli bir hayatı olmalı. zeka olmadan düzenli bir hayatla da ilerleyebilir. veya zeka ile devamlı analiz eder ve çözer. Sende tahminim iq 135-145 civarıdır 🙂 ve belkide bundan dolayı hayat sana kolay ve rahatsın, başka mesleklerde olsa , herkesin cesareti ve öz güveni seninki kadar değil. ailemiz, arkadaşlarımız, okullar, askerlik, ve son iş hayatında patronlar ve yönetim ekibi bu öz güveni tek tek siliyor. Özellikle evli ve çocuklu kişilerin düşünmekten bile çekindikleri sektörü bırakma çok zor bir iş. (bir taraftanda çok kolay ver kağıdı çık git) 🙂 ama diğer taraftan, cocukları okuldan arkadaşlarından ayırmak, eşin yaşamak istediği yaşam şartlarına uyamamak vs. çok zor geliyor çoğu kişiye. bu yüzden köleliği çekmeye devam ediyor. (belki gerçek bile olmasada zor geliyor)
    Bende denemiştim sonra ağzımın payını almıştım. Kurumsal olmayan iş dünyasını ve kültürünü görünce ağzımın payını alıp elimdeki tek gelir kaynağına kurumsal ortamlara geri döndüm. Yeni bir sektörde ilerlemek iyi bir eğitmen veya ortak yoksa çok zor. Sonuçta meslek kötü değil, ortam kötü. ve zamanla da kötüleşiyor. yıllardan beri bir içindeyim bu işlerin. iyi yönleri ve gelir kapıları var. ama bir şekilde tatminkar değil. Yaşananlar meslekle ilgili değil, insanlarla ve kişisel ihtiyaçlarla ilgili diye düşünüyorum. veya yüreğimiz birşey söylüyor bunu duyamıyoruz bunu duymak için diğer gürültü yapan mevcut iş hayatımızı susturmak gerekiyor. sonraki işlerinde kolay gelsin dileğiyle.

  • Petek
    10:16h, 09 Şubat Cevapla

    Samimi paylaşmınız için çok teşekkürler. Yaşadıklarınızı çok güzel ifade etmişsiniz. İnsanların kıymetini bilen ve emeğe saygılı ortamlarda çalışmanızı ve çok mutlu olmanızı dilerim…

  • Emircan
    22:43h, 11 Mart Cevapla

    Bence sizinkisi para hırsı. İnsan para için çalışmamalı saygı göreceği işleri yapmalı her şey para değil. Ayrıca çalışmaktan sıkılmış biri olarak gördüm sizi. Yazılım çok çalışmak gerektirir.

    • Ahmet Çığşar
      12:06h, 13 Mart Cevapla

      Ahh… Emircan hiç sorma. Zaten neden okula gittik? Neden eğitim aldık? Genel kültür sahibi olmak ve saygı görmek için(!) Sen bunu bir psikoloğa anlattığında sana “obsesif kompulsif” tanısı koyabilir. Belirtilerinden sadece bir tanesi şöyle geçer “para ve kazançtan çok saygı görmek önemlidir bu kişilerde…” Emircan öldüğünde kimse “süper kod yazardı” demeyecek. Bir Steve Wozniak değilsen, geride çok önemli makale ve kitaplar dahi bıraksan bir kaç yıl sonra geçerliliğini yitireceğinden artık seni kimse hatırlamayacak saygı beklediğin ortamda. Başkasından saygı bekleyerek bir ömür geçer mi? Evet, para hırsı diyebilirsin. Aktif ticari hayattaki, üretimdeki dönen paraları görünce; verdiğim kararların şirketlerin cirosunu yükseltmesi bende bazı travmalar yaşattı doğru. Çalışma olayına gelince, 19’lu yaşlarda başladım çalışmaya şimdiye kadar cumartesi-pazar haftada iki gün tatil yapan bir işyerinde çalışmadım. Önceden günde 10-11 saat çalışırken şu an 11-14 saat arası çalışıyorum ama yeri geldiğinde tembellik yapma lüksüm de var. Ek olarak aradığın şey saygıysa daha zekice bir strateji izlemen gerekir. Bu kafayla saygı da kazanamazsın para da.

  • Yusuf
    00:18h, 31 Mart Cevapla

    Ben henüz mezun olmadım çok yeni bir yazılımcıyımm .. Çok güzel ve duygulu anlatmışsınız .. Okurken duygulandımm bende mesleğimi çok seviyorum aşığıyım diyebilirimm . Çok içten defalarca okudum … Gerçekten bıraktınız mı ? Şuan ne yapıyorsunuz .. Nasıl Yapabiliyorsunuz bellibir seviyeye geldikten ve yazılımdaki o hazzı duyduktan sonra . gerçekten bırakabildiniz mi ?

  • Mustafa Esat
    02:27h, 08 Nisan Cevapla

    Öncelikle harika bir yazı, düşüncelerinizi böyle dürüstçe dile getirebilmek gerçekten takdir edilmesi gereken bir unsur.
    Düşüncelerinizin bu yazdıklarından 1000 kat daha fazla olduğunu tahmin ediyorum çünkü bende bunları düşünüyorum.
    33 Yaşındayım ve 5 yıldır yazılımcı olarak çalışıyorum, bir çok şirkette çalıştım ve sizin gibi bir çok hevesli genç insanlar görüyordum zamanında ve bunları görerek de önlemlerimi alıyordum. Görünen o ki iş hayatında hiç başarısızlığa uğramamışsınız aslında işin kaynağı bu, başarısızlığa uğramanın gerekliliği… Ben çok başarıyla giden projelerimi çoğu kez yarıda bıraktığımı bilirim, en mükemmeline ulaşmaya çalışırım çünkü ve buda mümkün olmayacağından başkasına göre yaptığım iş harika gözükse de bana göre başarısızdır hep. Çünkü bu insana yaptığı veya uğraştığı iş de bir gereklilik bir neden yaratır. Başarısız olmaktan korkan insan cesur değildir.
    Şahsen plaza da tarzı iş yerlerinde çalışmam çalışmadım, güneşi yağmuru tenimde hissedebileceğim yerlerde çalıştım, işe 12 den önce gittiğimi hatırlamam (şu an saat gecenin 4 ü mesela). Bir iş görüşmesinde bize ne katabilirsiniz sorusuna siz bana ne katabilirsiniz diye cevap verdim, kimilerinin girmek için can attığı büyük kurumsal firmalarda iş görüşmesine gidip kapıda doldurmam gereken form olduklarını söylediklerinde, iş görüşmesini iptal ettiğimi IK uzmanına söylenmesini istediğimde oldu.
    Peki bundan sonra ne mi yapmayı düşünüyorum?
    Şu an çalıştığım yerde iyi bir mevkide ve iyi bir maaşla çalışıyorum, rahatımda oldukça yerinde. Ama 3-4 ay sonra biriktirdiğim paralarla birlikte Amerika ya gitme gibi bir planım var, istifayı basıp Amerika ya gideceğim ondan sonrasının ne olduğunu hep birlikte göreceğiz.
    Hiç bir zaman unutulmaması gereken son söz olarak:
    DEBUG YOUR LIFE.

  • Sinan
    18:23h, 13 Nisan Cevapla

    kardeşim güzel bir makale olmus, soyledigin konuları eminim ki tum yazılımcılar yaşamıştır.12 yıllık yazılımcıyım bir çok dilde bir çok işler yaptım ve soyledigin bir çok konuyu bizler çok daha onceleri yaşadık.2007 de x holdingde soyledigin konuları düşünüp eşşeğiz biz dedim ve ayrıldım. 8 yıldır kendi markamda kendi kafamda canım isteginde çalışan freelancer dan daha rahat bir tarz benimsemiş biri olarak devam ediyorum. mesleğimi ve deneyimlerimi artık birlerinin pazarlamasını değil direk kendim canım isterse sunar oldum.ekonomik olarak hiç daralma yaşamazken, zamanımı kendime ve cocuklarıma ayırdıgım süre 10 kat arttı.Genç hevesli arkadaşlara tavsiyem.Eğer bizler gibi mesleğinize aşıksanız, ya bu işin hakkını veren yabancı firmalarda yapacaksınız.Yada kendi istediginiz projeleri alıp yapacaksınız.xx ltd şti. nin aylık verdiği üç kuruşa gençliğinizi satmayın derim.Maaş için para için patronların cizdigi cizgilerde takla atmayın.Onlar size her gun sebze tabagı yaptırır.Kuzu tandır yapma yada yeme şansını asla goremezsiniz.Yani firma projesi asp.net csharp v.b hangi dildeyse o dilde belli cercevede size sorumluk düşecektir.Bu yuzden sizler bu işe yeni başlarken hiçbirşeyi tam oğrenemeyceksiniz ve diğer olaylardan linux java php gibi dillerin sadece adını duymuş olacaksınız.
    kendinizi bir çok dilde uzman seviyesine çıkarma gibi bir durumunuz varsa özel sektör sizin için intihar olur.Yok abim ben sabah akşam mssql açıp tablo sorgu yazacagım dersen onuda sen bilirsin.Bunu yıllarca yapacaksan, hergun mercimek yer gibi çekebileceksen ne mutlu sana.Birde unutmayınki sizler hangi dil olursa olsun yabancıların size sundukları kadar yazılımcısınız yani aslında yazılımcı değiliz biz aşçıyız mutfakda ne varsa onla yemek yaparız.Çünkü bizlerin kullanmış oldugu dilleride yazanlar insan tabi ben oyle demiyorum :)) yani siz kalkıp php dahisi benim derseniz ulan php yi bulan adam neci diye sormak gerekir. Ahmet kardeş sende sonunda doğru yolu geçde olsa bulmuşsun.hayatını yaşa gerisi hikaye.

  • hayri
    00:35h, 29 Haziran Cevapla

    Ben de yeni bir yazılımcı adayı olarak bu işin zorluklarından oldukça şikayetçiyim. Aslına bakarsanız yazılımcılar çoğu yerde emeği sömürülen çalışanlar. Bu durumun düzelmesi için rtak bir sendika bile kurulmalı belki de.

  • musti
    23:25h, 05 Ekim Cevapla

    hocam level atlayacaksın 10 seneyi geçip ciddi sorumluluklar almışsan artık ya proje yöneticisi yada yazılım mimarlığına oynayacaksın ülkemizde pozisyon tagları tam yerine oturmadıgından ınsanlar izleyecekleri yolu bilemiyor. Yazılım mimarı sadece banka türü kurumsal buyuk yapılarda uygulanır söylemi içi boş geçersizdir onlara kulak asma. iş sadece kod yazmak değildir edinmiş olduğun tecrubeyi level atlatarak yoluna devam etmektir. Dileyen kod yazmaktan zevk alıosa kod yazmaya devam eder dileyen işin sorumluluk sureç yönetimi tarafında devam eder dileyen teknoloji araştırma iyileştirme tarafı daha yatkındır mimarlık tarafında devam eder. Yazılım sadece kod yazmaktan ibaret değildir planlama aşaması vardır testi vardır gereksinim yönetimi vardır yazılım mühendisliği kültürü sektöre şart coder kafasıyla bu işler yurumez. Bi yere kadar gelir sonra tıkanırsın.

  • muslum
    23:39h, 05 Ekim Cevapla

    3.dünya ulkesi demek işin kolaycılığına kaçmaktır yetki ve sorumluluk veriliosa patronlara dayatacaksınız işin doğrusunu uygulatacaksınız yetki sizde yapmıolarsa orada durmayacaksın vizyonu olan yerlerde çalışacaksın yoksada arayacaksın yoksa sen şirket kurup doğrusunu uygulatacaksın. Kaçmak yerine sektöre kalite kazandırmayı hedeflersek o zaman sektörümüz düzelir.

    • Ahmet Çığşar
      17:25h, 06 Ekim Cevapla

      Müslüm kardeşim,
      Hayat kısa, üçüncü dünya ülkesi bir Ortadoğu ülkesinde sektörü düzeltmeye kalkmaktansa kaçmayı ve hayatı yaşamayı tercih ettim. Şimdi daha çok kazanıyorum, daha çok geziyorum, daha çok kitap okuyorum, daha çok sinema izliyorum ve sevdiklerimle daha çok ilgileniyorum. Bahsettiğin şeyi yapsaydım bunlar olmazdı.

  • Adem
    17:43h, 15 Ekim Cevapla

    Merakımı mazur görün, Şimdi ne iş yapıyorsunuz? Nelerle ilgileniyorusunuz? yazılarınız çok güzel çok akıcı gerçekten soluksuz okunuyor. Merak ettim açıkcası. Ama eskisinden daha mutlu olmanız beni sevindirdi:) Okurken yakınlık hissediyor insan 🙂

    • Ahmet Çığşar
      12:00h, 16 Ekim Cevapla

      Adem merhaba,

      e-Ticaret ve dış ticaret ile ilgileniyorum. Bu aralar e-Ticaret firmalarına tedarik zinciri sunacak yeni bir proje üzerinde çalışıyorum. Mesleğe veda ettiğimden bu yana tek satır kod yazmadım artık bu işi yazılıma uzun vadede gönül verecek heyecanlı gençlere bıraktım. 🙂

  • V Hamza
    16:51h, 20 Kasım Cevapla

    Hemen hemen aynı yaştayız. Bende sizin duruma benzer bir depresyon yaşadım. Ve kendime etrafımdkailere. Artık emekli oldum dedim. Ama emeklilik maaşı almıyorum tabi 🙂
    İnsanın kendi iç sesi evt, heyecan bittimi herşey biter abi. bu ikili ilişkilerdede aynı. evt bu meslek aşk ile yapılır. bende aşıktım. ve heyecanını tüketiyorlar yoruyorlar insanı. İş hayatının adamları.
    İşten anlamayanlar kendi şirketlerini kurup kendi aşklarını ocaklarını yaptılar. bir yazılımcı da ileriye dönük kendine proje ve hayatında para döndürecek yöneticisi olacak bir işe sahip olmalı. yoksa ömür boyu kod yazılacak bir heyecan çok az kişide bulunur.
    Türkiye şartları bunu gerektiriyor

  • tuba
    23:20h, 17 Ocak Cevapla

    3yildir yazilim ile ugrasiyorum suan kurumsal dedigimiz buyuk bi sirkette çalışıyorum ve son 6aydir yanlis meslek mi sectim acaba ömrümün sonuna kadar nasil yapacam demekten kendimi alamiyorum.insanlarin egosundan cikar catismalarindan 3yil gibi kisa bi sürede yoruldum.Yazinizdaki beni en cok etkileyen hayata ofis penceresinden bakmak tv izlemekten ne farki var . Kisa bir süre önce disarda kar yagarken hissetiklerim “disarda kar yagiyor mevsimler geciyor ama biz dört duvar arasinda sıkışıp kalmisiz” ne icin sözde hayat standardimizi yükseltmek için hayat standartimizi calarken.Sadece paylasmak istedim hayatinizda umarim mevsimleri percere arkasindan izlemezsiniz

    • Ahmet Çığşar
      11:24h, 18 Ocak Cevapla

      Selamlar,
      Yorumunuz ve güzel dilekleriniz için teşekkür ederim. Aslında tüm sektörlerde ego sahibi bir kitle var. Bu coğrafyanın sorunlarından biri olduğuna inanıyorum. Aile ve okul eğitim-öğretimi ne iş hayatına ne insan ilişkilerine hazırlıyor bireyi. Bir yılı aşkındır kendi işimle uğraşıyorum daha çok üretim ve dış ticaret odaklı bir iş. Belirli bir çalışma saatim yok, ofisin içi kadar bahçesinde çalışıyorum bazen bir mekanda ya da başka şehirde. Sanırım istediğim hayatı kurdum hepsinden öte mutluyum sonuçta. Teşekkürler tekrardan.

  • Yusuf Ozan Nurçin
    01:53h, 21 Mart Cevapla

    En son ne zaman bir yazıyı bu kadar nefes almadan okuduğumu bilemiyorum. Müthiş yazında sadece bu işi yapanların değil, bu döngü içerisinde olan ve sorgulamak için kendine zaman yaratabilen birçok kişinin kendini bulacağına eminim. 🙂

  • Erkin Sönmez
    12:58h, 19 Mayıs Cevapla

    Şimdi ne yapıyorsun ?

    • Ahmet Çığşar
      21:42h, 21 Mayıs Cevapla

      Deri ürünleri, üretimi ve ihracatı diyelim kısaca içeriği çok geniş çünkü.

  • Duygu Karagoz
    23:18h, 01 Kasım Cevapla

    Merhaba:) bende meslekte 2 yilini dun doldurmus ama ayni celiskilerle uyanan bir dost.bir yazilimci degil elektrik muhendisiyim ama genel sektor hep ayni saniyorum.cogu zaman bizim sektorumuzde yahut is yerimizde birtane akli basinda adam nicin yok diye dusunup duruyorum..blogunuzu freelancer mi olsam ben acaba derken buldum sonra yazilimcilara tavsiyeler ardindan da veda sanirim asil aradigim makale bu imis:)bende blogunuzu takibe devam edecegim tecrubelerinizi paylasip yalnizligimizi kirdiginiz icin sahsim adina tesekkur ederim, darisi basimiza olsun insallah!:)

    • Ahmet Çığşar
      00:07h, 02 Kasım Cevapla

      Duygu selam, içten yorumun için asıl ben teşekkür ederim. Hayat durağan değil, biz de durağan olmamalıyız. Türkiye’de bu meslek maalesef değersiz, dolayısıyla bu mesleği icra edenler de değersiz oluyor. Malum zamanla yıpranıyor insan ve hayatı ıskalamaya başlıyor. Hayatı ıskalamamak için cesur kararlar vermek gerekiyordu…

  • Ayşe Meltem
    15:24h, 16 Kasım Cevapla

    Nasıl da benden içerimden bir yazıydı öyle, kalemine sağlık.. Geriye dönüp baktığımda onca emeğe özveriye karşılık yalnızca ruhumu sattığımı ve yavaş yavaş bir ruh hastasına dönüşüyor olduğumu hissediyorum sadece.. Kesinlikle bu mesleğin bu ülkede yanlış anlaşıldığı kanaatindeyim. Evet sistemlerin 7/24 çalışması gerekir ancak insan organizması 7/24 çalışamıyor maalesef.. Gecenin bir yarısı aranmak, bilinçli olarak eğitimlerin haftasonu veya tatillere programlanması, fazla mesai ödemesi yapılmamasından güç alan patronun “iş biterse gidersin” söylemleri artık gerçekten midemi bulandırıyor.. Bu sene kendime bir güzellik yaptım fakat, yıllar yılı arkadaşlarımın özellikle ısrar ettiği yazarlık macerasına attım kendimi. Haftada 1 gün de olsa o kadar huzur doluyorum ki, ama bu sefer de uzayan her mesaide okuyamadığım textleri izleyemediğim filmleri düşünüp içten içe sinirden yanıyorum.. Ayrılık vakti geldi de geçiyor aslında, ama insanoğlu kolay bitiremiyor uzun süren ilişkileri, özellikle de bu ülkede. Ankara gibi bi şehirde, zamanında bulmuş olduğun kurumsallık, düzenli gelir akışı demek olduğundan adeta bir fahişe gibi inanmadan nefret ederek yaptığın işi yapmaya devam ediyorsun.. Bir gün aynı cesareti gösterebilmeyi umuyorum ben de kendi adıma. 30 yaşında bu denli başarılı olup yaptığı işten bu denli nefret etmek de varmış yaşanması gerekenler arasında. Umarım birgün tek satır kod görmem, saatlerde yazabilirim, okuyabilirim, evet sadece istediğim kitapları, zorunda olduklarımı değil..

    • Ahmet Çığşar
      23:31h, 16 Kasım Cevapla

      Kurumsallık konforunu iyi bilirim. Aylık gelir bellidir, sigortan yatıyordur falan… Sanki hiç ölmeyecekmiş gibi saçma sapan şartlarda yaşıyordum bende. Olay delirme noktasına gelip konfor alanında çıkabilmekte. Konfor alanından kasın rahatı bozmak değil, durağan ve güvende hissettiğin yaşam ortamından ayrılmak. İşte o zaman her şey değişiyor. Ben işi bıraktığımda bir planım yoktu. Baba memur anne ev hanımı olayı bir şey de yok aileden gelen. Artık hem yaşam standartım hem ruh halim eskiye nazaran oldukça iyi durumda. Hayat öyle güzel sürüklüyor ki tek yapman gereken mutsuzluğu terk etmek. Bu arada üslubun gayet iyi bence yazmalısın. Teşekkürler yorumun için.

  • Kamil Güney
    11:58h, 03 Ocak Cevapla

    Merhaba
    Bu güzel yazınız için çok çok teşekkür ederim. 2 Yıl önce yine bugün bu yazınızı okuduğumda, facebookta “Galiba bende bu düşünceye yaklaşıyorum” diye üzülerek paylaşmıştım yazınızı. Şimdi ise yaklaşmaktan öte birebir yaşıyorum. Belki sizin ki kadar şatafatlı bir hayat yaşayamadım, sizinki kadar paralar kazanamadım yada sizinki kadar büyük projeler içindede olamadım ama aşıkTIM mesleğime ve artık eskide kaldığını hissedebiliyorum. Siz düşüncenizi faaliyete geçirip huzuru bulmuşsunuz tebrik ederim. Umarım darısı bana ve benim gibi bu mesleğe olan aşkını yitirmiş arkadaşlara nasip olur.Hislerinizi kaleme alarak bizler adına da tercüman olduğunuz için tekrar teşekkür ederim. Umarım huzurunuz daim olur.

  • Boğaç Erel
    10:46h, 31 Ocak Cevapla

    Bir yazılımcı olarak, teşekkür ederim, altına gözüm kapalı imzamı atabileceğim bir yazı olmuş. Sorunlarımızı ve olası çözümleri çok güzel sunmuşsunuz.

  • Taylan
    09:06h, 16 Şubat Cevapla

    16.02.2017, saat 10:00… Fabrikadaki odamda pc’nin başında ne arıyordum da nereye geldim ve buldum sizi anlamadım. Bir yazılımcı değilim, mühendisim. 16 yıllık mesleki kahır hayatımdan bana kalan bakiye; her bir “Bordro Mahkumu” aslında meslek dalına bakmadan aynı kazanda öğütülüyor. Kazan… Size bana kepçelerin sayıca fazla olduğu bir ortak sofrada çay kaşığıyla yemek yemeye çalışan bizlerin aş teknesi ya da patron denen evrenden şanslı kıçı bal damlatan et yığını robotçukların gece gündüz uğrunda koştukları o mükemmel fiil!

    Çok uzatmayayım istiyorum. Bizde bu Bordro Bereli’lik aşkı, dışarıda da ego ile duyguların sonu belli savaşı devam ettiği sürece daha çooook küçük bir sahil kasabasında cafe açma hayalleri ile yaşarız gibime geliyor.

    Yazdıklarınızda çokça haklısınız. Umarım son mesajınızdan bu yana aldığınız doğru kararın ve güzel getirilerin keyfini sürüyorsunuzdur…

    Belki bir gün bir yerlerde görüşmek üzere…

Yorum Yapın