Ahmet Çığşar | Tutarlılık ve Bağlılık Kavramı : Sara ve Tim’in Hikayesi
1680
post-template-default,single,single-post,postid-1680,single-format-standard,qode-quick-links-1.0,ajax_fade,page_not_loaded,,qode-theme-ver-11.0,qode-theme-bridge

Tutarlılık ve Bağlılık Kavramı : Sara ve Tim’in Hikayesi

Tutarlılık ve Bağlılık Kavramı : Sara ve Tim’in Hikayesi

 

Geçmişte IT yöneticisi olarak üç yıldan fazla, dört yıldan az çalıştığım fuar organizasyon şirketinde tek erkek çalışandım. Satış, reklam, muhasebe kısaca tüm departmanlar genç ve çalışkan kadınlardan oluşuyordu. Halen görüştüğüm değerli arkadaşlar edindim. Evet şanslıydım.

Şirkette kadın personel sirkülasyonu çoktu. Departmanlara genellikle kadın personeller alınır fakat fuarcılığın aşırı koşturmacasını ve stresini kaldıramaz 3-5 ay sonra ayrılırlardı, zaten şirketi ayakta tutan ve çarkın dönmesini sağlayan genç ve çalışkan kadınlardan oluşan çekirdek kadroydu. (mütevazilik için kendimi saymıyorum)

Çalışanlar arasında güzel bir bağ vardı. Özellikle her gün tekrarlanan kahvaltı zamanları, çay molaları, yemek araları ve kahve keyiflerinde ilişkiler masaya yatırılır, varsa dün yaşanan gelişmelerin sonucu sorulurdu. Kadınların birbirlerini nasıl gaza getirdiklerini, aynı şekilde nasıl çözüm aradıklarını ve ne tip sorunlara nasıl yaklaştıklarını, erkeklerden neler beklediklerini ve hangi tip kadınların hangi tip erkeklerden hoşlandığını neredeyse her gün dinleme ve gözlemleme fırsatım oldu. Harika deneyimlerdi.

Birazdan okuyacağınız hikayenin benzerlerini veya aynı kapıya çıkan farklı hikayeleri dinlemiş, gözlemlemiş birisi olarak bu tip olaylarda tarafların kararlarına anlam veremezdim, Robert Cialdini’nin İknanın Psikolojisi adlı müthiş kitabındaki tutarlılık ve bağlılık kavramı bölümünü ve Sara ile Tim’in hikayesini okuyana kadar. 

Tutarlılık ve Bağlılık

Kanadalı psikologlar (Knox & Inkster, 1968) bahis oynayan insanlarlarla ilgili bir araştırma yaparlar. Araştırmadan çıkan sonuca göre; insanlar, bahisleri oynadıktan sonra kazanacaklarına, bahis oynamadan öncekinden daha çok inanıyorlardı. Benzer şekilde; gizli oylamadan sonra, oy kullanan taraflar oy kullandıktan sonra kendi taraflarının kazanacağına daha çok inanıyorlardı. (Regan & Kilduff, 1988) Psikologlar bu durumu sosyal etkinin sık rastlanan bir silahı olan tutarlı olma / tutarlı görünme isteğine bağlı olduğunu söylüyorlar. Buna göre, bir seçim yaptığımızda veya bir konuda fikrimizi açıkladığımızda, bu yaptığımız taahhütle tutarlı davranmak için kişisel ve toplumsal baskı hissederiz. Ayrıca iyi bir seçim yaptığımız konusunda kendimizi ikna edecek ve iyi hissettirecek şeyler düşünürüz.

Sara ve Tim’in Evlilik Hikayesi

Sara ve Tim tanıştıktan bir süre sonra partner olurlar. Tim işini kaybedince Sara ile birlikte yaşamaya başlar. Tim alkoliktir ve Sara ilişkinin gidişhatından memnun değildir. Tim’in alkolü bırakmasını, kendisiyle evlenmesini ve bir iş bulmasını ister. Tim ise her defasında bu talepleri red eder. Uzun ikna süreçleride sonuç vermez. Sara ilişkilerini bitirme kararı alır ve ayrılır.

Sara’nın eski erkek arkadaşı bu süreçte Sara’yı arar ve yalnız bırakmaz. Görüşmeye başlarlar ve çok geçmeden nişanlanırlar ve evlilik hazırlığına başlarlar. Düğün tarihini belirleyip hazırlıklara başlarlar davetiyelerle ilgilendikleri sırada Tim, Sara’yı arar pişman olduğunu, geri dönmek istediğini ve değişeceğini söyler. Sara, evlenmek üzere olduğunu söyleyince Tim ona fikrini değiştirmesini ve tekrar şans vermesini ısrarla ister. Sara red eder ve evlilik hazırlıklarına devam eder. Tim, Sara’ya kendisiyle evlenirse içkiyi de bırakacağını ve mutlulukları için her şeyi yapacağını söyler. Sara böyle bir durumda Tim’in daha iyi bir tercih olacağını düşünür, nişanı bozar, davetiyeler iptal edilir. Sara, Tim ile birlikte yaşamaya devam eder.

Başında karşı koymak, sonunda karşı koymaktan çok daha kolaydır.
– Leonardo Da Vinci

Aradan zaman geçmiştir ve Tim hiçbir olumsuz tavrından ve alışkanlığından vazgeçmemiştir. İşsizdir ve alkoliktir. Evlilik konusunda ise “bekleyelim biraz acelesi yok” tavrındadır. Böyle iki yıl geçmiştir. Tim hiçbir sözünde durmamış, Sara hala beklenti içerisindedir. ilginç olan ise Sara’nın Tim’e eskisinden çok daha fazla bağlı ve aşık olduğunu söylemesi. Sara, Tim’in kendisini seçim yapmak zorunda bıraktığını ve Tim’in aslında kendisi için iyi bir seçim olduğunu söylüyor.
Tim’in ayrılıktan önceki haliyle hiçbir şey değişmemesine rağmen; Tim, Sara’dan özür dilerken Sara’nın onu red etmesine rağmen, şimdi Sara’nın bu düşüncelere sahip olması aslında ilginç bulunmuyor. Sara, seçimi konusunda tutarlı olmak, seçiminden dolayı mutsuz olmamak ve kendini iyi hissetmek istiyor .

Nikahtaki Keramet Bu Olmasın?

Benim gibi hafif kırık arkadaşım Hakan Tanak ile bir sohbet sırasında etki ve algı üzerine konuşurken bu bilgileri paylaştım. “Bence nikahtaki keramet budur” dedi. Aslında mantıklıydı. Günümüzde nikahtaki keramet gelinin ve damadın olduğundan daha şık ve güzel görünmesi gibi yüzeysel algılansa da eskiler bunlara ek olarak, her şeyin daha yolunda ve güzel gitmesi anlamında kullanırlar. Normal şartlarda çiftler arasında ayrılık getirecek ufak veya orta ölçekli sorunlar hatta bazı büyük sorunlar bile nikahtan sonra daha fazla tolere ediliyor. Kişiler kendilerine ve birbirlerine, çevrelerinin huzurunda bir seçim yapıyorlar ve artık bu seçimden kendilerine ve çevrelerine karşı sorumlu hissediyorlar. Çiftlerin dini-manevi değerlere verdikleri önem fazlaysa bu bağlayıcılık daha da güçlü olabiliyor. Toplumda “cicim ayı” olarak bilinen şey ise yapılan seçimin sindirilmesi ve kabullenilmesi olarak düşünülebilir. Uzmanlar bu dönemin üç ay ile üç yıl arası sürebildiğini ve evliliklerde ilk üç yılın, evliliğin ilerleyişi açısından önemli olduğunu söylüyorlar. En şiddetli tartışmalar ve boşanmalar ise yine bu zaman aralıklarında görülüyormuş.  Bu arada verdiğim örneklere derin kesiklere yol açacak saygısızlıklar ve olaylar dahil değil.

Son olarak.

Çoğu zaman sunduğumuz fikirlerimizde, yaptığımız şeylerde veya karar verdiğimiz konularda tutarlı olmak ve kendimizi iyi hissetmek isteriz, bunun için gerekirse kendimizi kandırabiliriz. (Conway & Ross, 1984; Goethals & Reckman, 1973; Rosenfeld, Kennedy & Giacalone, 1986) İnsan, duygusal savunma mekanizması ve mutlu olma çabası gereği farklı nedenlerle yaptığı seçimin en iyi seçim olduğuna kendini inandırabilir, çıkan pürüzleri tölere edebilir, gerekirse kendini kandırabilir ve kendini kandırmasına rağmen buna inanabilir ve bu hiç küçümsenemeyecek bir şeydir. (Doç. Dr. Sultan Tarlacı) 

 
Yararlanılan Kaynak: Robert Cialdini, İknanın Psikolojisi, Ekim 2013: Bağlılık ve Tutarlılık (MediaCat Yayınları, 87-88-89)
5 Yorum Var
  • Duygu Çetinkaya
    09:58h, 07 Nisan Cevapla

    Ayy resmen keyifli bir yazı olmuş Ahmet 🙂 ayrıca kendimden çok şey buldum yazıda ve çok şaşırdım desem yeridir yani 🙂 Anlamadığımız kodlu modlu şeyler yazıyorsun böyle yazılarda bekliyoruz şekerim 🙂

    • Ahmet Çığşar
      11:09h, 07 Nisan Cevapla

      Duygu seni burada görmek güzel 🙂 Teşekkürler yorumun için. Ehh işte arada benzer yazılar gelebilir diyelim 🙂

  • Murat
    01:26h, 10 Nisan Cevapla

    nikahta keramet vardır olayı bence doğru tespit yaşadıklarımla uyuşuyor

  • Adım Bende Kalsın
    09:12h, 10 Nisan Cevapla

    hoş bir yazı olmuş okuması keyifliydi ama şöyle bir sorunum var iki gündür fuarcılık hakkında bilgi arıyorum rastlantı olarak yazınızı buldum gerçekten zor mu fuarcılık? tüyap ile görüşeceğim bu hafta hiç bilmediğim bir sektör stres yaşıyorum

    • Ahmet Çığşar
      09:21h, 10 Nisan Cevapla

      Strese gerek yok, gözünde büyütme ama küçültmede. Fuarcılık hareketli bir sektör tabi bu şirketten şirkete değişiyor. Eğer satış personeli pozisyonu için başvurduysan ki büyük ihtimal öyledir. Tüyap’ın yerel ofisleri var fazla seyahatin olmaz çevre illere günü birlik gidebilirsin o kadar. Genellikle firmaların yöneticileri ile görüşeceğinden iş ağını genişletmek için güzel bir sektör. Benim çalıştığım şirketin iki ilde şubesi vardı fakat daha fazla ilde fuar yapardı o nedenle satış ekibinin seyahatleri farklı illere olabilir ve iki haftayı bulabilirdi. Eğer uzak illere yoğun seyahat programı varsa ve evliysen sorun yaşarsın ama bekarsan kafan rahatsa gezmeyi de seviyorsan birebir.

Yorum Yapın